KIRMIZI PAZARTESİ

Nobel ödüllü, Güney Amerika kökenli Gabriel García Márquez, dünyanın en büyük yazarlarındandır. Ünlü romanı “Kırmızı Pazartesi”, herkesin işleneceğini bildiği bir cinayeti anlatır. Santiago Nasar’ın öldürüleceğini tüm kasaba bilmektedir. Ama engellemek için kimse bir şey yapmaz.

Katillerden biri ”Onu bilerek öldürdük, ama suçsuzuz” der. Kasabalıların da vicdanı rahattır. Onlara göre de Santiago Nasar öldürülmeyi hak etmiştir.

Güngör’ün öldürüleceğini de neredeyse bütün şehir biliyordu. O kadar çok düşmanı vardı ki kendisi de “Ben yaşlanarak ölmem” diyordu.

Defalarca saldırıya uğradı, kurşunlandı.

En sonunda bir tetikçi tarafından masası başında öldürüldü.

Cinayet öncesi, şehrin önemli bir bürokratı birkaç yerde, aynı Santiago Nasar’ın katilleri gibi, “Güngör’ü vurduracağını” söylemiş, bir gazetenin köşe yazarı da bunu köşesinde açık açık yazmıştı.

Güngör bunu tanıklar da göstererek Savcılığa şikayet etti ama bu bürokrat Güngör’ün katillerinin yargılandığı davada, başkaca ilişkilerine de rağmen sanık olarak yer almadı. Güngör’ün şahıs hakkında yaptığı şikayet soruşturması ise tanıkların ifadesi bile alınmadan kapandı. Ama daha bitmedi. Başka bir dosya ile soruşturması devam ediyor.

Olayı planlayanlar Güngör Arslan’ı öldürme niyetiyle mi hareket etti, yoksa evdeki hesap çarşıya mı uymadı?

Bilemiyorum…

Fakat göründüğü kadarıyla cinayet ile yargılanan yapı, ilişkilerine ve kendilerine o kadar güveniyordu ki; “Ne olursa olsun her şekilde kurtarırız”, “Devlet ve bürokrasiye hakimiz, bize bir şey yapamazlar” düşüncesi ile son derece rahat davrandı. Bu rahatlık da her anlamda beklenenden farklı bir sonuç ortaya çıkarmış olabilir.

Bürokrasinin önemli kademlerindeki ilişkileri,  kısa sürede kolay yollarla edinilmiş milyonlar başlarını döndürmüş olmalı ki, eski devletin ve bürokrasinin tükendiğini, sırtlarını dayadıkları mafyatik yapının devletin tamamını ele geçirdiğini sandılar. 

Nasılsa Güngör de aynı Kırmızı Pazartesi’deki Santiago Nasar gibi “Kasabanın sevilmeyen adamı”ydı. Onlara göre bunu da hak etmişti.

Kim bilir, tetiği çeken gencecik çocuğa “kahraman” olacağı vaadinde bile bulunmuş olabilirler.

İçinde bulunduğumuz toplumsal çürümenin sebeplerinden biri Kurtlar Vadisi tipi yaşam tarzını pompalayan anlayıştır.

Her şeyin siyasal ve bürokratik güç ile yapılabileceği, yargı, mafya, siyaset ortaklığı ile her tür hukuksuzluğu mümkün olduğu düşüncesi topluma hakimdir.

Silah taşıma, adam yaralama, cinayet, cezaevine girme gibi eski Türkiye’nin utanılacak olayları günümüzde gurur duyularak anlatılmakta, normalleştirilmektedir. Ceza ve infaz sistemimizdeki çarpıklığın da bunda ciddi payı vardır.

Gelinen noktada saygı gören, paranın nasıl kazanıldığı değil, miktarıdır. Şaibeli şekilde güç ve paraya ulaşan insanlara hayranlık duyan şaşırtıcı bir kitle vardır. Bu sadece işsiz güçsüz lümpen bir kitleden ibaret de değil, aklı başında, eğitimli insanlar da bu durumu normalleştirmekte, bu da pervasızlaşmaya katkı sağlamaktadır.

Güngör Arslan cinayetinin öncesi ve sonrasında yaşananlar; iktidara yakınlığın, ilişkilerin ve paranın bazen çok da işe yaramadığını, hatta bunun sağladığı rahatlıkla yapılan hareketler ve ilişkilerin insanların hayatını karartabildiğini ortaya koymaktadır.

Bu yapı hayranlık duyulacak, peşinden gidilecek bir yapı değildir. Öyle bir zaman gelir ki her şeyi hallettiğinizi düşünür ama inatçı bir yargıç, kararlı bir savcı hatta işini severek yapan bir karakol komiseri ile başa çıkamazsınız.

Kolay değil…

Adam öldürmeyi oyun sanmayın!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Lamper - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

03

Ali Kılıç - Günaydın Hakancığım yazın heyecanı okudum on numara doğru şeyler Ama anlayan kimlere Neyse sen de burada olmayı çok sevindim güzel yazılarını ve görüşlerini takip edeceğim kolaylıklar diliyorum

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 09:06
02

Nuriş - Yaşananlardan cesaret alıp her hangi bir olumsuzluk veya muhatabının hoşuna gitmeyen eleştiride bulunmak veya yanlış olduğunu söylemek artık cesur olmayı gerektiriyor son zamanlarda aba altından sopa gösteren sayısında bayağı artış var herkesin bir hesabı olduğu gibi yaradanın da bir hesabı var unutmayalım ki adalet herkese lazım

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 03 Ekim 16:30
01

M.y. - Keşke birkaç kişi daha böyle yazabilse.Teşekkürler Hakan Bey.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 03 Ekim 12:03