Matematik ve Öğretmenler Günü

Öğretmenler günü sadece öğretmenler için değil de hepimiz için önemli olduğunda toplum olarak mutluluğa ve ülke olarak da kalkınmaya ulaşacağız.

Öğretmene değer vermeden eğitimden sonuç beklemek için ahmak olmak lazım.

Çocukların eğitimine müdahale edilerek yanlı ve yönlü bir nesil yetiştirme derdine düşerseniz her geçen yıl kötüye gider ve sonunda duvara toslarsınız. Sonra da bu duvarı buraya kim koydu diye suçu başkasına atmaya çalışırsanız işte en büyük cahil ve hatta ahmak sizsiniz demektir.

Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister diyen Mustafa Kemal Atatürk eğitim konusunda bakın ne diyor: "Memleket evladı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır."

Donatılıyor mu?

-Donatılmıyor!

-Donatılamıyor!

-Donatılmak istenmiyor!

Çünkü artık günümüzde elindeki para ile her istediğini adab-ı muaşeret tanımadan yapabilen eğitimsiz ve cahil insanlar baş tacı ediliyor. Üniversite bitiren gençlerin işe alımları bile aldığı nota göre değil de kimin kimi olduğuna veya cemaatine göre yapılıyor. Eğitimi için emeğini, parasını ve yıllarını harcayan gençlik kendi kendine diyor ki keşke okumasaymışım!

İşin daha da kötü yanı üniversitelerde hocalık yaptığını sanan ama bırakın hoca olmayı eğitmeyi bilmeyen çünkü kendisi eğitilmemişlerle dolu.

Eskiden her ana baba evladının eğitim almasını isterdi ama artık ‘’okusa ne olacak ki, falanca okudu ama o da işsiz’’ diyor.

Bütün bunları bir tek sebebi var sevgili okurlar: Biz bu ülke insanına okuyup öğrenebilmesi için Türkçe ve hesap kitap yapabilmesi için de matematik öğretemedik.

 Öğrencilerin büyük çoğunluğu bu iki dersten yakınıyor. Yakınmayanlar da zaten aradan sıyrılıp başarılı oluyor. Ama bu başarılı olanların yine büyük çoğunluğu öğretmen olmak istemiyor çünkü öğretmene değer verilmediğini görüyor.

Herhangi bir işyerinde asgari ücretten daha az maaşla personel çalıştırmak yasak ama devletin okullarındaki sözleşmeli öğretmenler asgari ücretin çok altında ödeme alıyorlar. Vatandaş yaparsa yasak ama devlet kendisi yapıyor!

Öğretmenlere, mühendisler de atanamıyor ama sizler gibi ağlamıyorlar diyen kişi ülkenin eğitim sisteminin başında olabiliyor!

Matematik bilseydi bu cümleyi kurmazdı.

Ah matematik ah!

Kendini yaptığı işin duayeni olarak görenlerin bile matematiğin önemini kavrayamadığı bir ülkede yaşıyoruz. İşte buna bir örnek olarak sizlerle bir mektup paylaşmak istiyorum:

Matematik profesörü Ali Nesin’in, köşe yazarı Abbas Güçlü’ye yazdığı mektup!

………

Sayın Abbas Güçlü;

Bugünkü yazınızda şöyle bir pasaj vardı:

‘’Hemen her öğrencinin belalısı durumundaki matematik dersine. İlkokuldan üniversiteyi bitirinceye kadar matematik ile aram hiç iyi olmadı. İkmale bile kalmadan hep geçer not aldım ama her defasında öğretmenlerime şu soruyu sordum...

Matematik benim ne işime yarayacak ki?

Onlar da ısrarla, her defasında, büyüğünce anlarsın dediler. Yaşımız kemale erdi ama ben hala onca matematik dersini, sınıf geçmenin ötesinde niye aldığımı hala anlayabilmiş değilim’’

Abbas Bey, çok haklısınız, matematik bir şeye yaramaz, çünkü matematik çok şeye yarar…

O kadar çok şeye yarar ki neye yaradığını söylemek imkânsızdır.

Marangozluk, masa, iskemle, dolap yapmaya yarar, ama matematik her şeye yarar!

İnsanoğlu, bu dünyayı, bu doğayı, bu evreni anlamanın mantık ve matematikten başka bir yolunu bulamadı bugüne kadar.

Doğarken kendimizi içinde bulduğumuz dünya ve daha sonra kendi yarattığımız dünya da matematikle anlaşılır. İçinde belli bir düzen olan, belli bir denge olan her yapı matematikle anlaşılır. Bunun başka bir yolu yok ...

Matematiğin yetmediği yerde felsefeye, inanca, ilkelere başvurulur. Ama matematiğin yettiği yerde başka bir şeye başvurana yobaz denir. Matematik, içinde yaşadığımız evrenin zihinsel bir modeli olma iddiasındadır.

Örneğin bir binanın Richter ölçeğinde kaç derece depreme dayanıklı olacağını binayı sallayarak değil, bir iki alan çalışması yaptıktan sonra, masa başında, kalem kâğıtla, hesap kitapla, yani matematikle anlarız...

Teknolojiyi, sanayiyi geçtim, ticarette, siyasette, insan ilişkilerinde, sporda ve hatta sanatta, kısaca muhakemenin ve dengenin olabileceği her yerde mantık ve matematikle karar veririz.

Sanat ve felsefe de aynen matematik gibi, tek bir şeye değil, her şeye yarar. O kadar her şeye yararlar ki, yararları o kadar geniş bir alana yayılır ki, “hah işte şu işe yaradı” diyemezsiniz.

Mesela sanattan anlamak, Picasso’yu, Klee’yi bilmek, Dostoyevski’yi okumuş olmak, Brahms’ı dinlemek bugüne kadar ne işinize yaradı…

Hiçbir işinize yaramadı tabii, ama her şeye yaradı, bu sayede bambaşka bir insan oldunuz. Zaten aksi halde o köşede biraz zor kalem oynatırdınız...

Türkiye gibi geri kalmış ülkelerde, eğer bir uğraş dalının doğrudan ve anında bir yararı yoksa, o uğraş dalı hor görülür, küçümsenir, aşağılanır. Bu yüzden hiçbir şeye yaramayan sanatın, felsefenin ve matematiğin köylerini kurduk.

Oysa içine saplandığımız orta gelir tuzağının yegâne çıkış yolu, daha fazla matematikle, daha fazla bilimle mümkündür.

Matematikte tek bir doğru vardır. Bu sayede matematikte kavga döğüş olmaz, tartışma olur, fikir teatisi olur, ikna çabası olur.

Siz hiç karşısındakinin bacağını ısıran, rakibine uçan tekme atan matematikçi gördünüz mü?

Ben de görmedim. Peki ya siyasetçi gördünüz mü...

Emin olun ki o siyasetçi matematik bilmiyordu...

Matematik hiçbir işe yaramasa doğruyu bulmanın ne demek olduğunu öğretir, doğruya nasıl ulaşılacağını gösterir, doğruya ulaşmanın zorluğunu fark ettirir.

Zihinsel olan matematiği gerçek hayatla karşılaştırınca, hayatta doğrunun ne kadar muğlak olduğunu, hayatta doğruya ulaşmanın ne kadar zor olduğunu, hatta bazen mutlak doğrunun olmadığını anlarız. Böylece karşı düşüncelere daha açık oluruz, ikna etmenin ve diğerini dinlemenin önemini anlarız.

Abbas Bey, matematik sadece hesap kitap değildir, doğru öğretildiğinde bir demokrasi dersidir de...

Matematik doğanın dilidir...

………

Tüm öğretmenlerimizin ve öğretmene saygı duyulmasını bilen herkesin öğretmenler gününü kutlarım.
Bu vesileyle tüm öğretmenlerime ama bilhassa Türkçe ve matematik öğretmenlerime de ayrıca selam ve saygılarımı sunuyorum.

Lise yıllarında müfredatın çok ötesine geçerek bize matematiği ileri seviyede öğreten Filiz öğretmenime şükranlarımı sunuyorum.

ODTÜ’de üçlü amfinin gürültüsü içinde mırıl mırıl konuştuğu için ne söylediğini bir türlü anlayamadığımız matematik profesörü Alev Hocam, bu vesileyle sizi de yad etmek istedim, sizin de öğretmenler gününüz kutlu olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Alim Erken - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

01

Onuncu Köylü - Evreni ve dünyayı anlatan matematiksel dengeden söz ediyorsak matematik ve geometri kesinlikle hayatımızın inkar edilmez bir parçası. Ama sayın matematikçiler havuz,işçi,hız problemleri ile bir/ iki bilinmeyenli denklemlerin günlük hayattaki yararını bizim gibi fanilerin anlamasını beklemesin.Zannedilmesin ki matematik bilimine karşıyız.Hayır; Matematiksel denge

ve canlılara etkisinin tüm insanlarca bilinmesinin ve matematik egitiminin bu doğrultuda verilmesi gereğine inanırken gereksiz konularla günlük hayatımızı cehenneme çeviren matematiğe karşıyız.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Kasım 20:26
02

Cevapsız Köyden - @Onuncu Köylü 01 nolu yoruma cevabı: Havuz, hız vs gibi işlemleri anlamadan dünyanın matematik dengesini anlayabilmek ne mümkün ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Kasım 09:00