Huzur yok, keyif kalmadı

Ekonomik durumun kötü olması sadece düşük gelirli kesimi vurmaz. Bir toplumun mutluluk ve huzuru ile birey olarak da insanın mutluluk ve huzuru karşılıklı olarak alakalıdır.

Düşük ve sabit gelirli kesimin sadece zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir mücadele verdiği açık. Bunun yarattığı umutsuzluk, huzursuzluk ve mutsuzlukla başa çıkamayan bir toplumun zengininin de huzurlu ve mutlu olmasının imkanı yok.

Keyif kalmadı…

İnsanlar üç kuruşluk zevklerinden vazgeçiyor. Yaşamak sadece yemek içmek ve barınmaktan ibaret değil. Her insanın Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisinde en üst düzeye ulaşmak olanağına sahip  olması gerekir. Gelinen noktada, toplumun büyük bir kısmı ne yazık ki sadece nefes alma, yeme, içme gibi en temel ihtiyaçların yer aldığı, en alt düzeyi gerçekleştirmek için mücadele veriyor.

İnsanın aklı almıyor. Daha düne kadar tarım toplumu olan ülkede, pazar alışverişi çalışan bir insanın canını nasıl acıtabilir? Neredeyse her mahallede inek besleyenler varken peynir nasıl et fiyatına ulaşır?

Nüfusun yarısına yakınının asgari ücretle çalıştığı dikkate alındığında, bir çocuğu olan üç kişilik ailenin kira ödemeden bile geçinebilmesi, ihtiyaçlar hiyerarşisinin ancak zorunlu ihtiyaçların yer aldığı en alt basamağında çakılı kalması ile mümkün.  İnsan olmanın koşulu olan güvenlik, sosyal ve kültürel ihtiyaçların ortalama gelir düzeyi ile hayalini bile kurmak mümkün değil. Ortalama gelir derken, Avrupa Ülkeleri arasında asgari ücret kazananların nüfusa oranla en fazla olduğu ülke Türkiye. Bu da yoksulluğun başka bir göstergesi.

Kendi adıma… Birkaç yıl öncesine kadar çok fazla fiyatlara bakmadan alışveriş yapabiliyordum.  Artık bırakın fiyatları kontrol etmeyi, market karşılaştırıyorum. Yetmiyor, kasada ters köşe olmamak için yakın gözlüğümü takıp, reyondaki fiyat gerçekten elimdeki ürünün fiyatımı diye barcod karşılaştırıyorum.

Zevk için yaptığım alışverişleri azalttım. Biranın ucuzunu tercih ediyorum. Evde et yenmiyor. Balık seviyoruz. Mevsiminde bol olan balık neyse fiyatına bakarak onu alıyorum. Arada kendimi şımartmak için aldığım Jumbo karidesleri artık Metro da getirmiyor. İyi ki de getirmiyor. Sordum neden gelmiyor diye. Görevli “Abi kilosu 800 TL oldu, kime satalım?” dedi.

Marketlerdeki orta sınıf lüksü sayılabilecek ürünler, yerlerini zorunlu tüketim maddelerine terk etti. Antrikot bir zamanlar mahalle aralarındaki marketlerde bile bulunuyordu. Üç harfli olarak adlandırılan marketlerin birinden defalarca karides, kalamar, midye almışlığım var. Artık antrikotun yerini parça et, kırmızı etin yerini tavuk, kaşarın yerini peynir zannettiğimiz lor aldı.

İktidar mensupları biraz yoksulluktan bahsedince hemen ezberledikleri şu cümleyi kuruveriyor, “Bütün dünyada kriz var, onlarda da enflasyon var”. Doğru... Bütün dünyada ekonomik bir kriz var. Ama enflasyonda Avrupa ortalaması yüzde 20. Onlar bunu sorun ederken, bize kimsenin inanmadığı yüzde 80’lik TUİK enflasyonunu başarı olarak anlatılıyor. Gerçek enflasyonu vatandaş markette pazarda sonuna kadar yaşıyor.

Biz de enflasyonu yüzde 20’ler civarında yaşasaydık bugün benzinin litresi 10, peynir 50, et 60 TL civarında olurdu. Fakat bütün dünyanın aksine, ekonomi bilimini alt üst edecek şekilde enflasyonla mücadele için faiz indirme inadı yüzünden, benzine 20, peynir ve ete 150 TL ödüyoruz.

Yazık bu millete. Ben en çok çocuklara ve gençlere üzülüyorum. Hiçbir suçu günahı olmayan çocuklar ve gençler, kendilerinin yüz yıl gerisinde kalmış, gelecekle alakaları kopuk büyüklerinin cehaletine kurban ediliyor, geleceği inşa edecek donanımdan uzak, çağın gerisinde kalmış siyaset anlayışlarının bedelini ödüyorlar.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Lamper - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

02

Aciklama - Vergi vermeyen geniş bir esnaf kesimi var. Devlet vergi alamayınca maaş ödeyebilmek için ya dolaylı vergilere yada enflasyona başvuruyor. 5 milyon esnafi hiç bir ulke taşıyamaz biz de bu hale geldik konu kısaca budur

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Aralık 16:08
01

İsmail - 'Düşük ve sabit gelirli kesimin sadece zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir mücadele verdiği açık. Bunun yarattığı umutsuzluk, huzursuzluk ve mutsuzlukla başa çıkamayan bir toplumun zengininin de huzurlu ve mutlu olmasının imkanı yok.'

*

Filiz Akın hanımefendinin bir makalesini okumuştum tıpkı sizin söylediklerinizi söylüyordu.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Aralık 11:28