Doktor ile hasta arasında samimi sohbetler

Her iş dalında olduğu gibi doktor hasta ilişkisinde de belirli kurallar dahilinde profesyonel bir yaklaşım sergilenir. Diyaloğun akışı belirli şemada olmalıdır. Bu şema tıp fakültelerinde detaylı olarak anlatılır. Hasta kapıdan içeri girdiğinde kısa bir selamlaşmayı takiben, doktor tarafından hastanın şikayeti sorulur.  Şikayet öğrenildikten sonra olayın hikayesi alınır. Bu hikayede şikayetin ne kadar süredir mevcut olduğu, vücudun hangi bölümünü ilgilendirdiği, yayılım gösterip göstermediği, gündüz – gece veya istirahat – çalışma ile ilişkisi olup olmadığı gibi bilgiler edinilir. Daha sonra hastanın başka hastalıklarının olup olmadığı öğrenilir.

Bitmedi! Ailede hatırı sayılır hastalık mevcudiyeti sorgulanır. Hatırı sayılır derken, kalıtsal, müzmin, nesilden nesile aktarılabilecek hastalıklardan bahsediyorum. Gerekli kayıt alındıktan sonra kapsamlı bir muayene yapılır. Muayene bulguları elde edildikten sonra ihtiyaç halinde radyolojik görüntüleme ve kan tahlilleri istenir. Son olarak tüm bilgiler harmanlanarak hastalık teşhis edilir. Tanı konulduktan sonra da haliyle tedavi süreci başlar.
 
Bu sistematik bozulmamalıdır. Bozulduğu taktirde zaman kaybı ve olası hata ihtimali artar.  Bu akış daha çok hasta tarafından bozulur. Doktorun buna müsaade etmemesi gerekir. Hastanın şikayetiyle ilişkisi olmayan bir konuyu anlatmasına izin verilmemelidir. Yani doktorun diyaloğu kontrol etmesi gerekmektedir. Aksi taktirde hasta daha önce tedavi olduğu doktorun ismini, hangi hastanelere gittiği, mahalledeki konuya uzman ev hanımlarının görüşlerini, gazete kupürlerinde okunan garip bilgileri aktarmaya başlar. Devlet hastanelerinde çalışan, günde yüzün üzerinde hasta gören, doktorlarımızın da bu gibi gereksiz demeyelim de, işimizi yapmamıza fayda vermeyecek bilgileri edinmeye ihtiyacı yoktur.

Doktor ile hasta arasında samimi sohbetler


 
Benim hasta hikayesi alırken, şahsen en çok zorlandığım konulardan biri, kelime hazinemde bulunmayan kelimelerle ve ayrımını yapamadığım ancak yapmam gerektiği hissine kapıldığım terimlerle karşılaşmaktır. Misal vermem gerekirse, birçok hastam bana “Çonum ağrıyor!” diyor. Bu kelimenin kalça arkasına denk gelen bölgeyi tanımladığını zaman içerisinde kendi kendime öğrendim. Yine “Sol bacağım acıyor.” şikayetini bildiren bir hastama, “Anladım, sol bacağınız ağrıyor” diye durumu teyit ettiğimde, bana “Ağrımıyor, acıyor.” cevabını veriyor. Ağrı ile acı arasındaki farkı halen tam olarak anlamış değilim. Bu konuyu evde tartıştığımda, kızım ağrının daha hafif ancak uzun süreli, acının ise kısa süredir mevcut olan ancak şiddetli olan ağrıyı tariflediğini belirtti. Olabilir, ancak halen tereddütlerim var.
 
Muayene bölümüne geldiğimizde hastalar benim muayenem esnasında beni bölerek, belirli bir noktayı gösterir. Orada “damar damar üzerine bindiğini” veya gösterdiği noktanın “sanki tornavida ile oyulduğunu” bildirir. Bazen gösterilen noktadan ileriye doğru ağrının “Iğıl ığıl ilerlediği” belirtilir. Bu durum ağrının mevcut yerden, uzak bir noktaya doğru yansıdığı anlamına gelmektedir.
 
Radyolojik inceleme konusunda da hastalar doktorları yönlendirmeye çalışırlar. Örnek olarak MR tetkikinin emsallerinin arasında en iyisi olduğu kanaati yaygındır. Röntgen tetkiki istediğim bir hastam beni “Benim MR tetkikim var.”, diye uyararak tabiri caiz ise ne gerek var röntgen gibi basit bir tetkiki yapmaya demek isterler. Kendi kendinin doktoru olmuş hastalarla da karşılaşmaktayız. “Doktor bey, dizim ağrıyor, onun için bir MR çektirmeye geldim.” diyen hastalarla sık karşılaşmaktayız.
 
Doktor, tıp alanında uzmanlığının yanı sıra hasta ilişkilerinde de uzman olmalıdır. Diyaloğu yöneten kişi olmalıdır. Gerekli bilgileri hastadan alıp, gereksiz olan bilgileri dinlemekle zaman kaybetmemelidir. Bunu yaparken hasta anlattıklarının dinlenmediği hissine kapılmamalıdır.
 

Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Bilgehan TOSUN

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı  

Atakent Cihan Hastanesi ( Yenişehir Mah. Özden Sok. No:35 İzmit/ KOCAELİ

[email protected] 

0262 331 09 09-Dahili No:1206

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Bilgehan Tosun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

01

Vatandaş - Ampute edilmiş ayak uçlarında uykularımı kaçıran şiddetli ağrılarım için bir kez de Prof. Doktor karşısına çıkmak için Kocaeli Üniversitesi Araştırma Hastanesi muayene için randevu aldım. Vezneye bir miktar para yatırdıktan sonra sıramı bekledim. İçeri alındığımda bir doktor hanım beni karşıladı, bir-iki soru sordu ve bekliyoruz. 15 dakika sonra prof. geldi, benimle 1 dakika bile görüşmeden doktor hanımdan bilgi aldı, hepsi bu kadar. Prof beyefendi ile 1 dakika bile konuşamadım, bir soru bile soramadım, çıktı gitti! İlimizin futbol takımının da doktoruymuş ve kısa süre sonra Kocaeli Üniversitesi görevini de bıraktı bu beyefendi 10 gün sonra ücretsiz kontrol hakkımı kullanamadan. Prof. Dr. Bilgehan Tosun beyefendi bu duruma ne der acaba? Konuşturulmayan hastaların haklarını savunmak için bu benzer doktorlar hakkında da bir yazı kaleme almasını saygılarımla arz ederim.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Kasım 12:00