Hayat, hayatlar…

Geride bırakmak üzere olduğumuz 2023 yılının sinema adına son derece verimli geçtiğini söyleyebilirim. Nuri Bilge Ceylan’ın çok konuşulan filmi “Kuru Otlar Üstüne” den sonra, Türk sinemasının bir diğer yüz akı Zeki Demirkubuz’un “Hayat” filmi de yıl sonuna doğru izleyiciye ulaştı. 

Vizyona girdiğinin üçüncü günü, koca salonda 8 kişiyle başladığımız 3 saatlik yolculuğu 6 kişi tamamladık. Yapacak bir şey yok. Giderek çöle dönen kültürel yaşamımızdan ‘iyi sinema’ da payını aldı. Tenha salonları tercih eden genç sevgililer filmi tamamlayamasa da gişeye katkılarını görmezden gelmeyelim:)

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. “Hayat” iyi film. Yönetmen, Bulantı ve Kor gibi seyircisini bir nebze hayal kırıklığına uğratan filmlerinden sonra, Masumiyet ve Kader çizgisinde iyi bir iş yapmış.  Zeki Demirkubuz en iyi tanıdığı, bizim de çok iyi bildiğimiz yaşamlardan, uzanıp dokunabileceğimiz kadar gerçek karakterlerle, bize Masumiyet ve Kader’deki gibi toksik bir aşk hikayesi izletiyor.

Boğucu bir toplum ve aile yapısında serpilmeye, hayata karışmaya çalışan Hicran (Miray Daner), hayallerinin çok gerisinde kalan bir evliliğe zorlanınca İstanbul’a kaçar. Kasabanın fırıncı ailesinin oğlu olan Rıza (Burak Dakak) bozulan nişanı önceleri umursamaz. Ancak taşra ahlakının şekillendirdiği arkadaşlarının muhabbetleri ile tutkuya, kendisinde kalan vesikalık fotoğrafına baktıkça etkilendiği güzelliğinden de aşka dönüştürdüğü duyguları ile Hicran’ın peşine düşer. 

Hikayeye böyle başlayan Zeki Demirkubuz, filmi izleyiciye bölümler halinde izletiyor. Her bölüm başka bir hayat gibi ve geçişler bence çok başarılı. Bir anda kendinizi yeni bir hikayeye, yeni bir hayata başlar gibi hissediyorsunuz. 

Boyabat’ta başlayan ilk bölümde Hicran hiç karşımıza çıkmazken İstanbul’da devam eden ikinci bölüm Hicran ve yaşadığı eskort hayatı ekseninde geçiyor. Pezevengi rolündeki Doğu Demirkol’u ilk göründüğü sahnede tanımak güç. Oyunculuğu ile ilgili de ister istemez “Ahlat Ağacı”ndaki Doğu ile kıyaslama yapıyorsunuz. Bense her iki filmde de neden tercih edildiğini aslında anlayabilmiş değilim. 

Hicran’ın takıntılı mafyatik aşığını Rıza’nın vurduğu sahne çok güzel planlanmış. Rıza’yı, silahı ve vurulma anını görmüyor, her şeyi Hicran’ın yüzünden okuyorsunuz. Bu sahne İstanbul hikayesinin de sonu oluyor. 

Aslında çok sevdiği ve kendisini sevsin istediği babasından dayağını yiyerek silik, pasif gördüğü annesinin dizinin dibine dönse de Hicran mücadeleyi bırakmaz. Büyükannesinin harap evini toparlayarak kendine yeni bir “hayat” kurmaya çalışır. Ancak Boyabat gibi küçük bir taşra kasabasında bu işler kolay değildir. 

Bu noktada filmin en iyi karakterlerinden biri olan Orhan’ın (Cem Davran), nispeten yaşlı, olgun, kendi çapında entelektüel bir emekli öğretmen kimliği ile, adeta ‘koruyucu koca’ olduğu bölüm başlar. Çok başarılı restoran sahnesi bize ikisinin hayatı hakkında yeterince bilgi verir. Orhan’da Hicran’da bu ilişkiden memnun değildir. Yaşadığı sorunsuz koca ve nispeten refah içindeki bu hayat da Hicran’ı mutlu etmez. 

Tekrar baba evine dönmek zorunda kalan Hicran cezaevinden çıkan Rıza ile buluşur. Uzun bir konuşmadan sonra eve dönüş yolunda ormana sapar ve hıçkıra hıçkıra ağlar. Uzun süren bu sahne seyirciye filmin geride kalan hikayesi ile ilgili muhasebe yapma, Hicran’ın geleceği ile ilgili de tahminde bulunma imkanı verir. Bence film burada bitmeli, gerisi seyirciye bırakılmalıydı. Zeki Demirkubuz kolaylıkla tahmin edilebilecek mutlu sonu neden seyirciye göstermek istemiş anlamadım.  

Rıza’nın yeni bir hayata başladığı şehirde, bayram namazından eve dönüşü ile devam eden filmde, o evde Hicran’ın olduğu, hatta Hicran’ın hamile olduğunu tahmin etmek zor değil. Araba ile bayram ziyaretine Boyabat’a gidiş sahnesi ile film biterken fonda çalan türkünün neden seçildiğini ise çok merak ediyorum.  Doğrusu iyi sinema seyircisi böylesi bir son hak etmiyordu.

Film eleştirdiğim finaline rağmen sindirilmek üzere etkisini üzerimizde bırakıyor. Sahici hikayesini seyirciye başarıyla geçirebilmesi ise yönetmenin samimiyeti ve ustalığı ile alakalı.  Demirkubuz’un Masumiyet, Kader ve Hayat’ta anlattığı insanları ve çevreleri çok iyi tanıdığı, kendisinin de o kıyılarda takıldığını sezmek zor değil.

Her filminde bir şekilde hissettirdiği Beşiktaş’lılık vurgusu ve kapalı tv ekranlarındaki yansıma görüntüleri filmlerini tanıyanlar için sürpriz olmuyor… Ancak, Rıza’nın İstanbul’da öğrenci evinde kaldığı Boyabatlı arkadaşının ev arkadaşını evden kovduğu sahnenin devamı şaşırtıyor.   

“Burası Türkiye, burada herkes inanmak istediğine inanır”, “Gitmek isteyene dur demek şerefsizlik, namussuzluk, ahlaksızlıktır” gibi spot cümleler aklımda kalırken, anne-kız tv’de izledikleri film sahnesinin Kader’den bir sahne olması benim hoşuma gitti.

Issız Adam’ın uçarı genç kızı Melis Birkan’ı Hicran’ın annesi olarak görmek ise, geçen zamanı yüzüme vurması açısından biraz canımı sıktı. 

Birer adım önde olmaları sebebi ile izleyici ister istemez Nuri Bilge Ceylan ile Zeki Demirkubuz’u kıyaslıyor. Her ikisi de sanatseverler için birer tutunacak dal. Bence kulvarları da farklı. 

Toplum olarak her alanda kolay saflaştığımız bu zamanlarda zaten bir avuç olan iyi şeyi ayrıştıracak sert kıyaslamalara girmeyi doğru bulmuyorum. Daha çok iyi şeyleri ön plana çıkararak daha da çoğalmaya çaba harcamak zorundayız. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Lamper - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

02

İnan - entellektüel birikimiyle ufuk açıyor Hakan Abi

Yanıtla . 10Beğen . 0Beğenme 27 Aralık 14:03
01

Tolga - Hakan abi, İsmet abiyle birlikte okuduğum iki yazardan birisin , güzel yazıların için teşekkürler..selamlar..

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 26 Aralık 22:01