Toplu taşıma medeniyettir

Geçtiğimiz hafta Gebze’de yaşayan arkadaşım Dursun aradı. “Faruk da gelecek, cumartesi bizim köy evinde kalalım.” 

“Arabam yok, ama bir şekilde gelirim” dedim.  Faruk da İstanbul’dan trenle gelecekmiş. Öğleden sonra Dursun’un bizi Gebze İstasyonundan alacağı şekilde sözleştik.

Gitmek kolay oldu. Her zaman dolu olan Adapazarı-Gebze treninden şaşırtıcı bir şekilde yer aldım.  44 numarayla Bağçeşme’den çarşıya indim. İstasyon kalabalıktı. TCDD’nin değişik bir turnike geçiş sistemi var. Yakın saatlerde iki üç tren olunca ortalık biraz karışıyor. Biletini okutan geçebilse ve isteyen dışarıda beklese sanki daha kolay olacak gibi.

Üçümüz lise arkadaşıyız.  Aynı sınıfta okuduk, aynı yatakhaneyi paylaştık… Üç öğün yemek kuyruğuna beraber girdik. Yatılı okul arkadaşlıkları başka oluyor. Bir ara bunu yazmalıyım… Faruk İstanbul’da büyük çaplı gıda işi yapıyor, Dursun da fabrikatör sayılır. Üçümüz de eski demiryolcuyuz.

Dursun’un köy evi Gebze’nin kuzeyinde, Hatipler Köyü’nde. Etleri Faruk getirmiş. On kişinin yiyeceği kadar malzeme almışlar. Akşam bize katılan Dursun’un oğlu Çağdaş ile biz dört kişi olduk. 

Gençler daha yenilikçi. Biz üçümüz bildiğimizden şaşmayıp klasik yeni rakı ile boğuşurken, Çağdaş kendine aldığı daha kaliteli bir rakının tadını çıkardı. 

Sabah uzun bir yürüyüş, kuzinede demlediğimiz çay eşliğinde yaptığımız güzel bir kahvaltıdan sonra dönüş vakti yaklaşana dek bilet almaya yeltenmedim.  “Nasılsa yer olur” düşüncesi ile rahat davrandım. 

TCDD uygulamasına girdim. Baktım her vagonda bir iki boş yer var ama ne hikmetse bilet alamıyorum. Gözlüğümü takınca üstte çıkan küçük yazıyı okuyabildim. Meğer boş yerlerin hepsi kadın yanıymış. Aynı cinsiyetten olmadığımız için TCDD uygun görmedi, bilet alamadım. 

Oysa Adapazarı-Gebze arası uzun yol değil. Zaten kimse numarasına oturmaya uğraşmıyor. Numarasız bilet satılsa sorun olmayacak.

Çağdaş’tan beni İstasyona bırakmasını istedim. “Nasılsa orada hallederim” diye düşünüyordum. Olmadı. Ne saatinde gittiğim trene, ne de sonrakine İstasyondan da bilet alamadım. 

Başka çare yok otobüsle gideceğim… 

Toplu taşımada ısrar ettiğim için belediye otobüsü ile otogara gittim. Doğrudan İzmit firması olan Efetur’a yöneldim. Ama ilk otobüsün bir saat sonra olduğunu öğrenince başka firmalar denedim. Maalesef yakın saatlerde hiç otobüs bulamadım. İzmit için yolcu almaya da pek hevesli değillerdi.

Bilen birilerine sorma teşebbüsüm de boş çıktı. Gebze Otogarında “Danışma” gibi bir birim yok. Otogar saçma sapan bir şekilde planlanmış. Ortalama anaokulu öğrencisi de böyle bir plan çizebilirdi. Yan yana firmaların yazıhaneleri önlerinde de peronlar. Yolcu için hiçbir alan düşünülmemiş. 

Dışarı çıktım. Baktım durakta bir belediye otobüsü duruyor. Şoförüne İzmit’e nasıl gidebileceğimi sordum. E5 tarafını göstererek. “ Abi oradan binebilirsin. Otobüsler ve minibüsler oradan geçer” dedi. “Yürüme mesafesi mi?” dedim. “Hemen şurası” diyerek elinle gösterdi.

“Hemen şurası” dediği yer bildiğiniz otoban bağlantısı sağlayan bir kavşak. Yürüme yolu yok. Yol kenarında yarım metrelik kaldırımda ilerliyorum. Etrafta ne bir insan evladı, ne de yerleşim var. Sağ taraf vızır vızır arabaların işlediği bağlantı yolları ve kavşaklar, sol tarafım fabrikalar. Bu şekilde, yolu tarif eden şoföre küfür ede ede Gebze Center’e kadar yarım saat yürüdüm. 

Gebze Center’in önünden İzmit-İstanbul-İzmit çalışan körüklü otobüse binebildim. Ayakta yolcu sayısı oturanlar kadar vardı. 

Bu otobüsü sık kullananlara Allah sabır, güç, kuvvet versin. Bu kadar uzun bir yolda ayakta yolculuk bana pek insani gelmedi. Yaşlısı, çocuklusu, hamilesi için çok katlanılası değil. Ayaktakiler eziyet çekerken oturan da keyfine varamıyor. Oysa denize paralel giden yolda manzara çok güzel.

Gebze Kocaeli’nin bir ilçesi. İzmit ile arası sadece 45 kilometre. Bu kadar zor olmamalı. 

Her şey otomobile göre planlanmamalı. 

Toplu taşıma medeniyettir. Belediyeciliğin, şehirciliğin en önemli göstergesi hiç de az olmayan ulaşım parasını aldığınız insanları huzurla, hırpalamadan bir yerden bir yere götürebilmektir. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Lamper - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

02

Vatandaş - Bayan yanı diye bilet satmamak bu zamanda vallahi pes. 'Sakallı Celal' adlı değerli filozofumuzun sözüdür: -Doğuya giden bir trende batıya koşmaya çalışanlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Nisan 10:57
01

Cenk Günaydın - Hakanım bir dahakine beni ara ben seni alırım

Maalesef ki ehil olmayan ders almayan yaptım oldu zihniyetli bir iktidarda

Ve bir o kadar ne yaşadığını bilmeyen sorgulamayan bir halkla bu kadar oluyor arkadaşım .

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Mart 08:15