Bir varmış, bir yokmuş...

Geriye dönüp baktığımızda dopdolu yaşanmışlıklar, birçok hatalar ve yanlışlıklar.

Bugün yazmak için planladığım, gidip fotoğrafladığım konu çok eskiden Küçük Sanayi Sitesi, eski Perşembe Pazarı, sonrasında Milli İrade Meydanı’ydı.

Yeni haliyle kent meydanı mı dersiniz, millet bahçesi mi biliyorum. Ama hiçbir işe yaramayacağını üstüne basa basa ifade etmek istiyorum.

Ucube zihniyet ve ucube yönetim tarzıyla bu şehri idare edemezsiniz. Zaten de edemiyorsunuz.

Trafik başlıca bir dert. Kentin bir ucundan diğer tarafına gitmek mümkün değil. Deniz yolunu kullanamadığımız sürece asla da düzelmeyecek gibi gözüküyor. Raylı sistemde de oldukça gerideyiz. Emekleyerek ilerliyor gibiyiz.

Kenti idare ettiğini sanan insanların sığ görüşlerine mahkum durumdayız. Yanlarındaki cemaat artıklarının vicdanına bırakılmış haldeyiz.

31 Mart’ta bu söylediklerimi lütfen düşünüp elinizi vicdanınıza koyun, sonrasında da oyunuzu kullanın.

Yaşanan kötülüklere, kentimize yapılanlara ortak olmamaya uğraşın.

Benden söylemesi.

---

80’li yıllarda önce bilardo salonları daha sonra 90’li yıllarda atari salonları furyasının tam içinde büyüdüm. 

Daha sonrasında da kahve alışkanlığına... Gençliğimiz ve orta yaşlarımız kahvehanelerde geçti diyebilirim. Çayına ve kahvesine oynanan oyunlardan parasına oynayanlara terfi etmemiz uzun sürmedi.

Kötü arkadaşlıklar, kötü ortamları da peşinden getiriyordu. Pişman mısın diye soracak olursanız oynadığım oyunlardan ve boşa geçirdiğim vakitler yüzünden pişmanım.

Ama tanıdığım dostlar ve arkadaşlar yüzünden de oldukça mutluyum. Bu kentteki birçok kişiyi kahve ortamlarında tanıdım diyebilirim.

Onlardan birini de bugün kaybettiğinizi öğrendim.

Uzun yıllar beraber yiyip içmiş, beraber oturup kalkmıştık. Benden yaşça oldukça büyük olmasına rağmen aynı yaştaymış gibi takılmıştık.

Güzel günlerdi… Elimden geldiğince dokunmaya ve yardımcı olmaya çalıştığım iyi bir dosttu. 

Bir defa kırıldım, bir daha da onaramadım ilişkiyi. Uzaktan kendini izledim, uzaktan takip ettim.

Son zamanlarda hastalığı ilerlemişti, adeta uzatmaları oynuyor gibiydi. Bugün öğlen saatlerinde de vefat ettiğini öğrendim.

Belki de yeni bir başlangıçtı onun için. Belki de bu hayattakinden çok daha mutlu olabilecekti artık.

Ganyan bayilerinde ve yeşil çuhalar üzerinde geçen bir ömür artık sona ermişti. Hiç kimseyi düşünmeden, kendini hiç önemsemeden geçen 65 koca yıl...

Yazacak o kadar çok anı o kadar çok hikayen var ki aslında Aycan abi.

Bir gün hepsini yazacağımdan emin olabilirsin. O günler de gelecek bir gün.

Hakkım varsa helal olsun.

Mekanın cennet olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuğrul Kırankaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.