Valla size gülmüyorum

Mart ayını değişken hava şartları ile yaşarken ne giyeceğini şaşıran ben; soğuk algınlığı sonucu kapandığım evde, seneler önce izlediğim Rashômon filmini izleyerek vakit öldürmeye çalışırken, kapı çaldı.

Eşim ellerindeki poşetleri yüzüme bakmadan bana uzatırken eve girmekte ve arkasından gelen küçük kızımıza laf yetiştirmekteydi. O da onu dinlemek yerine titreyen sesi ile ağlayarak kendini ifade ediyordu.

“Anne ben haklıyım ve mecbur değilim yapmaya…”

“Kime karşı haklısın kızım” dediğimi duymazdan gelerek, annesinin peşine salona geçti ve dönüp bana bakmadı.

Evin kedisi Orfe başını yana yatırıp, şehla gözleriyle yüzüme bakan tek canlıydı o an.

Rashômon filmi ormanda gezinen samuray ile karısının başına gelen olayın tanıklar tarafından farklı anlatımının konu edildiği Akira Kurosawa'nın başyapıtlarından biri. 

Valla size gülmüyorum

Valla size gülmüyorum

Filmin etkisi üzerimde, koltuktaki yerimi aldım ve eşim ile kızımın aynı olayı farklı anlatmalarını dinlemeye koyuldum. Yüzümdeki tebessüm, ikisinde gayri ciddiyetle dinlediğim izlenimi uyandırınca; ortamdan sıvışmaya bahane arayan küçük afacan kızgınlığını bana yönlendirerek odasına gitti. Ve eşim de kıvılcımlar saçan güzel gözleriyle bir bakış atarak, salonu terk etti.

Niyetimin alay etmek olmadığını, aslında izlediğim filmden dolayı benzer bir şeye tanık olduğumdan, yüzüme yerleşen tebessümü benim bile yeni fark ettiğimi anlatamadan tek başıma kaldığım salonda destek ararcasına etrafıma baktığımda Orfe’nin de arkasını dönerek gitmekte olduğunu gördüm.

Kendi kendime, aptalca olsa da tebessüm etmeye devam ettim…

Filmin sonunda, şehir kapısının yıkıntılarında olayın tanıklarının anlatımı, sepete konarak terkedilmiş bebeğin ağlaması ile kesilir ve hikâyenin düğümü buradan sonra çözülür. Merak etmeniz ve izlemeniz için daha açıklayıcı anlatmak istemiyorum, ama her şeye rağmen insanlığa olan inancın ve umudun hâlâ var olduğu işlenerek filmin bittiğini söyleyebilirim.

Bütün bunların üstüne oturmuş düşünürken, yakın zamanda kaybettiğimiz değerli yazarımız Mario Levi’nin çok keyifli bir romanı “Yanlış Tercihler Mahallesi” aklıma geldi.

Hepsinin bir sırrı vardı…

İstanbul’un bir mahallesinde, tanıdık hikayeleriyle birbirinden farklı insanların hayatlarına şahitlik ediyorduk romanda. Bu insanların sırlarını öğrendikçe hikâye içine alıyor ve mahalle sakinlerinin anlattıklarından da ileri giderek anlatmadıklarını düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

Hayatın akışında aldığımız kararlar bizi serüvene sürüklerken, birçok yargıda bulunuyoruz. Ancak akıp giden zamanın içinde farklı düşünmemizi ya da yanıldığımızı anlamamızı sağlayan, irademiz dışındaki olayların kurgusu sahneye koyduğunda, salt kabul ettiğimiz gerçekler yıkılabiliyor.

Bize tercihlerimizi yaptıran güç nedir?

“Nietzsche’nin temel eleştirisi; yabancılaşmış, yaratıcı gücü yok olan sürü insanına karşıdır. İnsan, akıl varlığı olduğu kadar duygusal yönü inkâr edilemeyen bir varlıktır. İnsanın birçok davranışının temelinde duyguların etkisi görülmektedir.”

Mario Levi’nin romanı üç aşamalı kurgusuyla tek bir gerçeğin olmadığını, aynı Rashômon filminde olduğu gibi anlatmaya çalışıyor. 

Valla size gülmüyorum

Valla size gülmüyorum

“Yanlış Tercihler Mahallesi” romanında anlatıcı bize duyduklarını anlattıktan sonra kendine sakladıklarından bahsediyor. Hikâyenin farklı yüzünü, başka bir ağızdan en son dinliyoruz. 

Az önce şahit olduğum eşim ve kızım arasında yaşananların farklı bakış açılarını sergilemesi, her birimizin konuyu besleyen deneyimlerimizin oluşturduğu yargıları barındırması değil miydi? Ve biz yargılarımızı tercihlerimizle deneyimlememiş miydik?

Roman bana bu soruları sormamı sağlarken; pişmanlığın yaşanmış tercihlerin sonucunda elde edilerek, yeni bir deneyimle, yeni bir yargımızın nişanı olarak bize çıkış kapısı olacağını düşündürdü.

O halde yanlış tercih yok, salt gerçekte, yol sizi kabullenmenin erdemine götürdüğü sürece…

Eşim ve kızım şakalaşarak yanıma geldiklerinde, yukarıda kurduğum cümlenin manevi sarhoşluğunda yüzümde aptal tebessümle beni bıraktıkları gibi bulduklarında, ben ön yargı ile kendimi savunmaya kalkışarak “Valla size gülmüyorum” dedim korkuyla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İrfan Tabak - Uyumsuz Adam - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

01

Destanyazar - Elinize kaleminize sağlık. Film ve roman da referans oluyor teşekkürler .

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Mart 20:36