Tesadüfen

Öncelikle hepinize iyi pazarlar.

Bir seçim gününe daha uyanmanın huzur ve mutluluğu içerisindeyim. Bu süreçte, her zaman olduğu gibi sadece doğruları ve kendi düşüncelerimizi sizlere aktarmaya çalıştık. 

Bugün oy atmadan önce elinizi vicdanınıza koymanızı ve sadece gereğini yapmaya çalışmanızı sizlerden rica ediyorum. Daha güzel bir Kocaeli, çok daha güzel bir İzmit için hep beraber hareket etmeliyiz.

Benden söylemesi.

---

Son Kale Gazetesi’nde çok şey öğrendiğimden ve her gün kendime yeni şeyler kattığımdan defalarca sizlere bahsetmiştim.

İsmet Çiğit ismini çocukluğumdan itibaren duyar, yazılarını okur ve adını duyduğum anda büyük bir heyecan duyardım. Belki de hiç aklımda olmayan bir zamanda, hiç uygun olmadığım bir vakitte kendisiyle tanıştım. Rahmetli Güngör Arslan ile başlayan arkadaşlığımız, kısa zamanda İsmet abiyle de abi kardeş ilişkisine dönüşmeye başlamıştı.

Her gün, her anımız beraber geçiyor, ortak birçok şey paylaşıyorduk. Sonrasını da zaten herkes biliyor ve okuyor diye düşünüyorum.

İsmet abi yazı konusunda pazar günlerini kendime ayırmamı ve kendimle ilgili yaşanmışlıklarımı yazmamı önerdi. “Sen kimsin, bugüne kadar neler yaşadın okurlar öğrenmeli, seni çok daha yakından tanımalılar” diye de cümleye devam etti.

Her hafta pazar günleri bu tarz yazılar yazmaya ve sizlere kendim anlatmaya çalışacağım…

20’li yaşlarımda babamla birlikte çalışıyor ve işlerine yardımcı oluyordum. Babam İzmit Gazetesi’ni çıkartıyor, aynı zamanda da müteahhitlik işleri yapıyordu. Ben de gerekli olduğu zamanlarda, okuldan arta kalan vakitlerde kendisine yardım etmeye çalışıyordum. Bir gün Mannesman Boru fabrikasına gitmemi ve orada satınalmada halletmem gereken bazı işler olduğunu söyledi. Atladım arabaya ve doğru fabrikaya gittim. Söylediği işleri sırasıyla hallederken, satın alma müdürünün toplantıda olduğu, biraz beklemem gerektiği tarafıma belirtildi. Benimle birlikte bekleyen orta yaşın üzerinde bir abi de salonda bulunuyordu. Çay kahve derken muhabbet ilerledi, gır gır şamataya geçtik. 

Toplantı bitip, bizlerin de işleri hallolunca selamlaşıp ayrılma vakti gelmişti. Ben kendimi tanıttım ve elimi uzattım, elimi sıkan abi “Bana eski kumarhanecilerden Oflu Muzaffer derler, yeğenim. Çok memnun oldum” dedi ve ayrıldık.

Bir dönem İzmit’te efsane olan, herkes tarafından sevilen ve sayılan Muzaffer abiyle tanışmıştım ama gençliğin verdiği etkiyle farkında bile değildim. Birkaç sene sonrasında da hain bir pusuyla rahmetli olmuştu. Gazetelerin baş sayfalarından okuyup, öğrenmiştik. Mekanı cennet olsun.

2004 yılında Fethiye Ölüdeniz’de tatildeyim. Kız arkadaşım ve yanımda samimi bir arkadaşım da var. Ona ayrı oda tutup parasını da ödemişim. Hep beraber tatilimizi yapıyoruz.

Havuzda bir aile dikkatimi çekmişti, yabancı dil konuşuyorlardı. Normal kıyafetlerle insan tanımak farklı, mayo ve benzerleri kıyafetlerle tanıyabilmek çok farklı diye düşünüyorum. 

Adamın kulağında küpe var, yabancı dil konuşuyor. Yanında eşi ve çocuğu, kendi kendime insanlar ne kadar çok birbirine benziyor diye düşünürken, “Naber Tuğrul, nasılsın?” diye bir karşılık geldi. 

Yıllardır ticaret yaptığımız, Marmara bölgesinde bayiliğini üstlendiğim kişi, benimle aynı otelde tatile gelmiş. Türkiye’nin sağlık sektöründe en önde gelen isimlerinden biriydi kendisi. Randevu almak istesek haftalarca bekleyeceğimiz, aynı ortama girmenin bile ne kadar önemli olduğunu bildiğim bir isimdi…

Bir hafta ailecek, hep beraber tatil yaptık, kaynaştık. İyi dost olduk. Ticarette ilerlememin ve başarılı olmamın en başında gelen sebeplerden biri bu tesadüftür diyebilirim.

Bana daha sonradan çok yardımcı oldu ve her zaman elimden tutmaya çalıştı.

Hayat tesadüflerle doludur, yeter ki siz ondan faydalanmaya ve bir şeyler almaya çalışın derim her zaman.

Ünlü görmek, ünlü ile sohbet etmeyi herkes çok sever. Ben hiçbir zaman böyle olmadım ama sırf bu sebepten daima ünlülerle karşılaştım, el sıkıştım.

İngiltere’deyiz, Stansted Havaalanı’ndan uçağa binip İstanbul’a döneceğiz. Ama Pegasus’un bankosunun olduğu bölüm oldukça fazla kalabalık. Enteresan bir durum var, herkes sessiz. Yavaş yavaş girdiğimiz sıra ilerliyor. Ben kızım Lara ile ilgileniyor ve bir taraftan da ortamda neler yaşandığını anlamaya çalışıyorum. Birisiyle omuz omuzayız, daha doğrusu o kısa ben biraz ondan uzunum. Kafamı çevirip bakmamla, adamın bağırış çağırışı ortalığı inletmeye başladı. Yanımdaki kişi Dustin Hoffman, meğerse film çekiminin içerisine istemeden girmişiz. Pegasus kuyruğu ile filmin kalabalık sahnesi birbirine karışmış. Ne de olsa Türk’üz, istemeden de olsa her şeyi ve sahneyi bozmuşuz. 

Fotoğraf falan çekilmek mümkün olmadı ama çalışanlar gelip bizden özür dilediler. Hatanın kendilerinden kaynaklandığın anlatmaya çalıştılar. Çat pat anladık ama biz halen Dustin Hoffman ile aynı havayı solumanın heyecanı içerisindeydik. Bindik uçağımıza ve ünlü sanatçıyı orada bırakıp havalandık.

Bugüne kadar gördüğüm ve yan yana geldiğim en ünlü kişi dersem, fazla abartmış olmam sanırım.

Akmerkez yeni açıldığı senelerde sık sık hafta içi gezmeye ve alış veriş yapmaya gidiyorum. O yıllarda televizyonda NTV haber izlemek çok revaçta. Herkes her şeyi NTV den öğreniyor, adeta NTV ile yatıp, NTV ile kalkıyor.

Ayakkabı mağazasından içeri girdim, tanıdık birisi. Selam verdim, sarılıp öpüştüm. “Nasılsınız iyi misiniz?” faslı geçti. Konuşuyoruz ama “Kim bu adam?” diye hafızamı yokluyor ve hatırlamaya çalışıyorum.

Oldukça iyi ve çok yakından tanıyorum ama kim olduğunu hatırlayamıyorum. Mağaza içerisinde ayakkabı denerken birden ampul kafamda çaktı, kıpkırmızı oldum. Kaynar sular başımdan aşağı hızlıca akıyor. 

Selam verdiğim, sarıldığım kişi de mağazada o esnada bir şeyler deniyor. Yanına gittim ve özür diledim. “Lütfen kusura bakmayın, birden karşıma çıkınca iyi tanıdığım biri olduğunuz için öyle davrandım, tekrar özür dilerim” diye üstüne basa basa belirttim.

NTV haber spikeri Kaan Yakuphanoğullarından, her gün izlediğimiz, o dönemde hayatımızın içine girmiş bir kişi. Bir dönemin efsane haber sunucusu.

Böyle şeyler de başına geliyor insanın…

İki aile Antalya’da yeni açılan 7 yıldızlı bir otelin bayram tatili programına katılma planı yaptık. Yıllar yıllar öncesi tabii ki, hatırladığım kadarıyla 2004 ya da 2005 senesi olabilir.

Güzel bir tatil, çok güzel bir otel, ortam oldukça güzel… İlk gün hava biraz bozdu. Kapalı havuza girelim dedik. Önünden geçerken de Fin hamamı diye bir yazı gördüm. Oldum olası hamamları çok severim. “Ben Fin hamamına giriyorum” dedim ve direkt daldım içeri. Göz gözü görmüyor ama içerde nasıl duman var. 

Fin hamamının ne olduğunu bilmeyen ben kenarlara tutuna tutuna, adeta gıdım gıdım ilerliyorum. Bir yere oturayım ve biraz kalayım derken acı bir ses “Ne yapıyorsun kardeşim, biraz dikkat etsene” diye bağırıyor. Birinin ayağına basmışım. Pardon falan deyip geçiştirdim. Nasıl olsa kimse kimseyi görmüyor. Rezil olmak mümkün değil. 3-5 dakika sonra dışarı çıktığımızda ünlü müzisyen Ozan Doğulu’ymuş üstüne oturmaya çalıştığım kişi. Yanında eşi de var. Bir bana baktı, bir kendine baktı, “Abi beni görmemekte galiba haklısın” dedi. Gülerek ortamdan ayrıldık.

Daha neler var neler. Hepsini bir yazıda anlatmak ve tamamlamak olmaz diye düşünüyorum.

Artık pazar günlerinde bazen yemek, bazen gezi, bazen hayallerimi sizlerle paylaşacak ve elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Umarım keyif alır ve beni okumaya devam edersiniz.

Sağlıcakla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuğrul Kırankaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

08

Unutulmaz Klasi̇kler - TUĞRUL BEY PENSİLVANYA YA GİTTİNİZ Mİ ? İCAZET TÖRENİ GÖRDÜNÜZ MÜ.?

"HARAM YERKEN BESMELE ÇEKEN" DİN TACİRİ TANIDIĞIN BİLDİĞİN ÜNLÜLER VAR MI.?

TARİKAT' LARLA ARAN NASIL ?

ANLATIRMISIN .

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 31 Mart 18:25
07

Piyastos - Güzel yalnız hamamda duman olmaz buhar olur... tabii 7 yıldızlı otelde Fin hamamının suyunu odunla ısıtıp dumanı da içeri vermiyorlarsa...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 31 Mart 17:45
05

Partisiz Biri - İsmet Çiğit ustadan biraz daha ders al insanların çoğunun geçim sıkıntısı çektiği bu zamanlarda bu yazı hiç olmamış...

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 31 Mart 08:45
06

Sosyalist - @Partisiz Biri 05 nolu yoruma cevabı: Geçim sıkıntısı çekiyorsan seçimlerde oyunu doğru kullan. Ve hayata mutlulukla sarılmanı sağlayacak yazılar oku. Bu yazı da öyleydi. Sen kafanı değiştir.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 31 Mart 11:25
04

Salih Kömürcü - Çok güzel hatıralar , siz anlatırken bizlerde benzerlerini tekrar yaşıyoruz sayenizde.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 31 Mart 07:11
03

Çağın Ceylan - Bir nevi geçmişe yolculuk yaptım,iyi geldi açıkçası.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 31 Mart 04:27
01

Yamahatu Necip - Vallahi okurken sıkılıp yarıda bıraktığım içeriği bomboş beni hiç ilgilendirmeyen bir yazı olmuş. Kendin çalıp kendin oynamışsın.

Yanıtla . 3Beğen . 8Beğenme 31 Mart 00:11