Bir seçim daha geride kaldı

Bir seçimi daha geride bıraktık. Yazıyı yayına verdiğim saatlerde 30 büyükşehir belediyesinin büyük bölümü, 51 il belediyesi ile 973 ilçe belediyesini ve 397 belde belediyesini yönetecek belediye başkanlarının tamamı belli olmuştu.

İlk gelen sonuçlara göre halk bu defa AK Parti yerine CHP’ye destek vermiştir. Verilen bu destek ile halk AK Parti’ye istediğin gibi hareket edemezsin kendine çeki düzen ver derken, CHP’de hazır ol demiştir.

Bugün seçim sonuçları ile ilgili bundan fazla bir değerlendirme yapmayacağım. Bugün seçim öncesi yaşananlarla ilgili önemli bulduğum, Bana göre ülkenin geleceği için çok önemli olan bir konuyu bir defa daha açıklamaya çalışacağım.

Partili Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtikten sonra her seçimde demokrasimiz bir adım daha geriye götürüldü. Görünen o ki, Cumhurbaşkanlığı makamına bir de parti genel başkanlığının eklenmesi bunun en büyük nedenidir.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu iki görevi zaman zaman birbirine karıştırması, ne zaman Cumhurbaşkanlığını, ne zaman AK Parti Genel Başkanlığını yapması konusunda net tavır gösterememesi veya genel başkanlık görevine ağırlık vermesi, demokrasimizin yara almasının başlıca nedenidir.

Geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı ve dün idrak ettiğimiz yerel seçimler öncesinde bunu çok bariz bir şekilde gördük. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan genel başkanlık görevi gereği partisinin adaylarının kazanması için yollara çıkınca, Cumhurbaşkanı olarak göreve getirdiği tarafsız olması gereken bakanları da arkasından yollara düştü.

Hâlbuki partili Cumhurbaşkanı Hükümet sistemini savunanlar, bakanların tarafsız olacağını, dallarında uzman olacaklarını, bakanlık görevleri dışında parti işleri ile uğraşmayacaklarını söylemişti.

Bunun içinde bakanlık görevlerine Cumhurbaşkanı tarafından atanan kişiler milletvekilliğinden ve partiden istifa ettirilmektedir. Ne yazık ki, siyasetin içinde aktif olmayacakları söylenen bakanların tamamı boğazlarına kadar siyasetin içine girmişlerdir.

İşin en vahim tarafı ise parlamenter sistemde tarafsız olan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı devlet kurumlarının yöneticileri başta olmak üzere bakanlara bağlı devlet kurumlarının yöneticileri de Cumhurbaşkanı ve bakanların ardında siyasetin içine dalmışlardır.

Diyanet İşleri Başkanı’ndan en uçtaki imama, valilerden kaymakamlara, şube müdürlerinden genel müdürlere kadar birçok devlet görevlisinin, hatta Genel Kurmay Başkanı’nın doğrudan ya da dolaylı yollardan AK Parti’ye oy istemeleri veya seçim toplantılarına katılmaları bu iddialarımı doğrulamaktadır.

Diyeceksiniz ki, bunda ne vardır. Eğer devleti yönetenler tarafsızlığını kaybeder ise devlet tarafsızlığını kaybeder. Şimdi olduğu gibi adalet ortadan kalkar. Devlet hizmetleri adil dağıtılmaz. Halkın ortak değerleri olan okula, camiye ve kışlaya siyaset girer. Halkın devlete olan güveni sarsılır. Bu durum toplumu kargaşa ve kaosa götürür. Bu da devletin sonunu getirir.

Partili Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi demokrasimize her seçim dönemi bir darbe vururken, devlet işlerinin bu sistemde daha hızlı hatta anonim şirket hızıyla yürütüleceği, ekonominin düzeleceği iddiası da doğru çıkmamıştır. Aksine hizmet daha da yavaşlamıştır. Ekonomi daha da kötüleşmiştir. Halkın büyük bir bölümü açlık sınırı altında yaşamak zorunda bırakılmıştır. Tüm devlet görevlileri tek kişinin ağzından çıkacak talimata baktığı için bakanlar dâhil hiç kimse yetkisini kullanamaz duruma gelmiştir.

Paylaşma geleneğine sahip bu millet, bu ekonomik sıkıntıları atlatır. Yeter ki bunu organize edecek güvenilir ve sorumluluk alacak bir siyasi akıl olsun. Bugün merkezi hükümette bulunan siyasiler, bırakın yardım toplamalarını, topladığı yardımları amacı doğrultusunda kullanmaktan bile acizdir. Yardım toplamak için olması gereken güvenilirliklerini de kaybetmişlerdir.

Demokrasilerin olmazsa olmazı olan yasama, yürütme ve yargı arasındaki bağımsızlığı ve tarafsızlığı ortadan kaldıran, devletin işleyişini tek kişinin yetkisine bırakan, Partili Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devamı halinde yetmiş dört yaşına gelmiş tecrübeli bir yurttaş olarak diyorum ki, bu gidiş doğru bir gidiş değildir.

Ya tekrar güçlendirilmiş parlamenter sisteme döneceğiz, ya da parti genel başkanlığı ile cumhurbaşkanlığı arasında görevini ayırabilecek bir kişiyi ülkenin başına getireceğiz. Ya da demokrasiyi beş yılda bir demokratik hakkın kullanıldığı bir sistem zanneden bir ülkenin vatandaşı haline döneceğiz.  

Benden söylemesi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Servet Alparslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.