Vizyonlu yöneticiler

Artık seçim ve karmaşası bitti.

Kazanan kazandı, kaybeden kaybetti, itirazını sürdüren bir tek CHP Körfez kaldı.

Birkaç gün sonra kazanan adaylar mazbatalarını da alıp koltuklarına resmi olarak oturduğu vakit, geriye sadece hizmet etmek, proje ve vaatlerini yerine getirmek kalıyor.

An itibariyle artık siyasetçilerden çok kent için yapılması gerekenleri yazacağız.

Tabii ki bunun yanında seçim döneminde kazanan adayların vaatlerinin de takipçisi olacağız.

Özellikle de hemen hemen bütün adayların parti ayırımı yapmaksızın herkese eşit hizmet edeceğiz.

Sözünün kent halkı adına mutlaka peşinde olacağız.

Artık vaat etme dönemi bitti, artık adayların vaat ettiklerini uygulama dönemi başladı.

Başkanlık koltuğuna yeni oturanlar için minimum 6 ay kadar bir süre ağırlıklı olarak hayırlı olsun diye gelen gideni ağırlamakla geçecektir.

Gerçi yeni oturmayanlar için de aynı şey geçerli olacak ama onlar tecrübeleri ile bu süreyi kısaltacaktır.

Keşke halkımız da artık o bilince ulaşabilse de seçilen başkanları kutlamayı bir kenara bırakıp, enerjilerini bir an önce kente hizmet etmek için harcamalarına müsaade edebilseler.

Elbette böyle yazmak kolay ama uygulaması maalesef çok zor bir durum bu. Alışkanlıklarımızı değiştirmek çok da kolay olmuyor ama yine de bir yerden başlamak lazım.

Şimdi hemen herkes yeni seçilen başkanlara ulaşmak, kâh tebrik etmek, kâh sorununu bildirmek, kâh iş, kâh aş istemek için randevu istemeye başlayacak.

Randevu alanların işleri çözülebilirse ne ala, ama çözülemezse ilk önce onlar, sonrasında da gelen gidenin yoğunluğu sebebiyle randevu alamayanlar başkanları ilk gün itibariyle eleştirmeye başlayacaklar.

Acayip bir durum biliyorum ama bu işin yıllardır oluru da böyle işliyor.

Sonra başkanla başka bir yerde denk gelip karşılaşıldığında “Ben size kırgınım” ile başlayan, “Bana randevu vermediniz”e getirilen ama 1. dakikanın sonunda barış sağlanan günler yaşanacak.

Onun için biz başkanları öyle uzun uzun kutlama merasimini bir kenara bırakalım ve bir an önce asli işleri olan belediyeyi yönetmelerini, kente ve kent insanımıza hizmet etmelerini sağlayalım.

Kocaeli 12 ilçesiyle müthiş bir şehir aslında. Büyümeye, gelişmeye potansiyeli olan tarihi ve turistik inanılmaz bir alt yapısı olan bir şehir.

Ancak biz her iki potansiyeli de bugüne kadar maalesef ortaya çıkartamadık. Hatta bunun için neredeyse hiçbir emek de harcamadık.

Marmara denizinin en ucu olan canım Körfezin etrafını fabrikalar ve limanlarla doldurduk ve kendi insanlarımızı keyifle denize girip tatil yapmaları için minimum 700 kilometre yol gitmeye mecbur bıraktık.

Oysa yıllar öncesinden bu kentin kıyı şeridinde birçok şehri kıskandıracak kumsallar ve yazlıklar vardı.

O potansiyelin geliştirilip turizme katılması gerekirken kumsalları kaldırıp beton yığını haline getirdiler.

Sahili dolduran fabrikalara sınırlama getirmeleri gerekirken artı olarak boş buldukları her yeri limanlarla doldurdular.

Bu fabrika ve limanların denetimlerin de maalesef siyasi yakınlıklar sebebiyle görmezden gelmeler yaşandı.

Hem denizimiz, hem de havamız kirlendi.

Yani o canım turizm potansiyeli kendi ellerimizin arasında hiç oldu gitti.

Tarih turizmine gelince İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet seçilene kadar 15 yıl boyunca bu konuda neredeyse hiçbir girişimde bulunulmadı.

Bu şehrin altında Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti Nikomedya yatıyor.

Karşı sahilde yani Başiskele civarında Astakoz yatıyor.

Bugün Şehitler korusu olarak bildiğimiz Bağçeşme mezarlığının üzerindeki kısımda Hristiyan dünyasının ilk azizesi olarak kabul edilen Santa Barbara yatıyor.

Yani şu üçünden sadece bir tanesi Avrupa’da herhangi bir kentte olmuş olsaydı, bütün dünya akın akın o şehri ziyarete gelir ve bu ziyaretleri sırasında da inanılmaz döviz bırakırlardı.

Oysa İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet Nikomedya kazılarına destek verene kadar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve yetkililerinin yer altında yatan bu eserlerin ortaya çıkartılması için çaba harcamama sebepleri bunların Hristiyanlara ait tarihi eserler olmasından kaynaklıydı.

Hâlbuki gözümüzün önünde Efes harabeleri, Aspendos tiyatrosu, Meryem ana kilisesi gibi her yıl on binlerce turistin ziyaret ettiği kentlerimiz var.

Belki bunlardan daha değerli tarihi yapı ve eserleri gün yüzüne çıkartmak başka şehirlere serbestken bizim şehrimize gelince mi Hristiyanlara ait diye görmezden geliniyor?

Bu anlaşılması çok kolay bir durum değil.

Böylesi büyük projelerin ana kaynağı tabi ki Büyükşehir Belediyesi olmalı.

Gerek ekonomik gücü, gerek iktidar belediyesi oluşu, gerekse kamu kurum ve kuruluşları ile olan bağlantıları sebebiyle, bu konuların olması gereken asıl muhatabı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi.

Fakat gelin görün ki ne Tahir Büyükakın ne de ondan öncekiler bu konularla ilgili bugüne kadar en ufak bir girişimde bulunmadıkları gibi bundan sonra da bulunmayacaklarını seçim öncesi düzenledikleri beyanname toplantılarında gördük.

Büyüme potansiyeli, uluslararası arenaya açılabilme potansiyeli çok büyük olan bir şehri kendi içerisine hapsedip, küçük olsun benim olsun bakışıyla siyasete heba etmek; bu şehre yapılabilecek büyük ihanettir.

Eldeki potansiyeli görüp değerlendirmek, onu gün yüzüne çıkartıp geliştirmek ve büyütmek de vizyonlu yöneticilerin işidir.

İnşallah yeni dönemle birlikte önümüzdeki dönemde bu kentin insanları olarak o vizyonlu yöneticileri bu şehre hizmet ederken görebiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taylan Kubilay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.