Yolunu kaybetmiş vefasızlar

Bugün 22 sene sonra oy kaybına uğrayarak ikinci duruma düşen AK Parti’nin bir yurttaş gözünden 31 Mart yerel seçimlerini değerlendireceğim. Haftaya da 31 Mart 2024 seçimlerinde 47 sene sonra birinci parti durumuna gelen CHP’nin başarısını değerlendireceğim.

Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar ile mücadele edeceğini halka taahhüt ederek 2002 Kasım ayında merkezi hükümette, 2004 Nisan ayında da yerelde iktidara gelen AK Parti, geldiğimiz noktada bu taahhüdünü tamamen unutmuştur.

AK Parti, 2010 yılından sonra yolunu şaşırarak veya bilerek önce yasakları geri getirmek için ilk adımını atmış, yapmış olduğu Anayasa değişikliği ile yargıyı ele geçirerek, yargıçlar vasıtası ile yasakları geri getirmeye başlamış, 15 Temmuz 2016 sonrasında da askeri kalkışmayı bahane göstererek, askeri idareyi aratan yasakları geri getirmiştir.

Çevreyi korumak adına parkları, ormanları korumaya çalışanlar tutuklanmış, yetmemiş hiçbir yasal gerekçe göstermeden ağır hapis cezaları verilmiş, devlete ait yayın organları muhalefete kapatılmış, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirenler ya tutuklanmış ya da para cezalarına çarptırılmıştır.

Bu da yetmemiş, seçilen belediye başkanları mahkeme kararları olmadan İçişleri Bakanlığı’nın imzası ile görevden alınmış, yerlerine İçişleri Bakanlığı mensupları atama ile getirilmiştir.

Yayın organlarının başına TBMM’ce seçilen AK Parti ağırlıklı 9 üyeden oluşan RTÜK vasıtası ile iktidarın aleyhinde yayın yapan radyo ve televizyonların sesi kesilmiş, uzun süreler ekranları karartmışlardır. 

Kısacası bir dönem kendilerine uygulanan yasakların mislini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki AK Parti, kendine muhalefet edenlere karşı uygulamaya başlamıştır.

Yolsuzluklara gelince ne yazık ki, ikinci döneminden itibaren AK Parti iktidarı yolsuzluklar konusunda kendinden önceki iktidarlara rahmet okutmuştur. Hatta geçmiş dönemlerde yolsuzluklar kraliçesi olarak tanımlanan Tansu Çiller’i aratır duruma gelinmiştir. 

İranlı bir altın tüccarı usulsüz işlerini yaptırabilmek için bakanlara ve üst düzey bürokratlara kutular içinde dolarlar vermiş, milyon lira kıymetindeki saatleri kollarına takmış, ülkede verdiği rüşvet listesi sayfaları geçmiş, bunların hakkında soruşturma bile açılmamış, adı bu olaylara karışan bakanlardan biri için soruşturma açılması talebi bile kulak arkası yapılmıştır.

Kamu yatırımlarında yap işlet devret diye bir modelin arkasına sığınarak adeta bir liralık işler yirmi liraya yaptırılmış, bütçeden para çıkmayacak söylemlerine rağmen en az 15-20 yıl garanti ödemeler ile her yıl projenin bedeli kadar yandaş firmalara ödemeler yapılmış, ödenmeye devam edilmektedir.

Tabi sadece bununla kalınmamış, yandaşlara, akrabalara vakıflar kurdurulmuş, devlet bütçesinden buralara paralar aktarılmış, yetmemiş kamunun binaları bu vakıflara bedava verilmiştir. Bunlar yetmemiş Cumhuriyete açıktan düşmanlık eden tarikatlara düzmece protokoller yapılarak paralar aktarılmıştır.

Alınan rüşvetlerden, yandaşlara dağıtılan paralardan rahatsız olan AK Parti içerisindeki bir grup, siyasi ahlak yasasını çıkartmak için harekete geçmiş, ancak bizzat AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘bu yasa çıkartılırsa ilçe başkanı bile bulamayız’ diyerek bu yasayı çıkartmak isteyen kadrolarını tasfiye etmiştir.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu hareketi ve bu söylemi bile tek başına AK Parti kadrolarının hangi ölçüde rüşvet ve suiistimal ağının içine düştüğünü göstermektedir.

Yoksulluk ülkede çok büyük oranda hissedilmeye başlanmış, milyonlarca emekli açlık sınırı altında yaşamaya mecbur edilmiş, özellikle gençler arasındaki işsizlik maksimum düzeye çıkmış, insanlar çöplerden yiyecek arayacak duruma gelmiştir.

Halk bu sıkıntılar içinde yaşarken ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki AK Parti yöneticileri ve iktidarının mensupları devletin imkânları ile lüks içinde yaşamaya devam etmiş, eleştirenlere de bizzat Recep Tayyip Erdoğan ‘itibardan tasarruf olmaz diyerek’ milletin parasının çarçur edilmesine göz yummuştur.

En önemlisi AK Partiyi kurarken ‘millete hizmetkâr olacağız’ diyen Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtikten sonra millete üstten bakmaya başlamış, milleti kendine hizmetkâr yapmıştır.

İşte tüm bunların sonucunda mevcut iktidarların yönetiminden memnun olmayan Türk Halkı, kurulduğundan bir sene sonra iktidara getirdiği, kendine vefasızlık eden, verdiği sözleri tutmayan, verdiği sözlerin aksini yapan, kendine üst perdeden bakan Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki AK Parti’ye bu defa 31 Mart’ta yeter demiştir. 

AK Parti yöneticileri, lüks yaşamdan yaptığı hatalardan geri döner mi? Bence çok zor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Saray’dan çıkıp Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı köşküne geri döner, uçaklarını bir adede indirir ise bir ihtimal AK Parti’de bu hatalardan dönebilir.  

Seçimi kaybeden AK Parti’den bahsedip kazanan CHP’den neden hiç bahsetmiyorsun diyenler olacaktır. Kaybedenin neden kaybettiğini anlatmaya çalışıyorum ki, kazanan aynı hatayı yapmazsın.

Yazımı burada sonlandırırken iki gün sonra idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Servet Alparslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.