Sonra ne oldu? Güzel insanlar...

İzmit’te kapalı spor salonu yanında SEKA Kâğıtsporun toprak futbol sahası vardı. Girişin serbest olduğu kapısından girdiğinizde, demir profil üstüne tahta konarak oluşturulmuş, 10-15 basamak yüksekliğinde seyirci platformu, saha yanına paralel sizi karşılardı. 

Siyah beyaz televizyonda seyrettiğimiz Amerikan film karakterlerine benzeyen, hafif kilolu, sinek kaydı tıraşı eksik olmayan, fötr şapkalı bir amca ne zaman maç izlemeye gitsek orada yerini almış olur, şakalarıyla bizi kırıp geçirirdi. Kolunun altından arada bir çıkarıp okuduğu gazetesinden pozisyonu kaçırmadan kafasını kaldırır, alçak ama yakınında oturanların rahat duyacağı ses tonuyla, taraf tutmadan, ustaca mizanseni karakter benzetmeleri ile futbolcularla ya da hakemle dalga geçerdi. 

Sonra ne oldu? Güzel insanlar...

Sonra ne oldu? Güzel insanlar...

İnce zekâsı ile biz hayran kitlesini etkilerken küfür kullanmaz ve ihtiyaç da duymazdı.

Seksenli yıllardı. Babamla çene suyundaki stadyuma gittiğimizde de küfür duymazdık. Annem pazar günü yenecek -genelde köfte/patates ya da tavada hamsi favoriydi- yemek hazırlığındayken, biz rakip takımın taraftarıyla, gürültüsüz bir şekilde dağılmış, toplu taşımaya doğru yürüyor olurduk.

Ramazan ayında oruçlar açılmış, teravi namazına giderken ıhlamur kokulu tatlı bir havanın teneffüs edildiği mevsimler yaşanırdı. Biz çocuklar geç saatlere kadar sokaklarda oynarken, büyükler balkon ve bahçelerde çay içerdi.

Evler küçük, aileler büyüktü. Mahallemizde fabrikatör yoktu belki ama durumu iyi olanda, bizim gibi işçi/memur aileler de “ARI” market gibi küçük mahalle esnafından alışveriş yapardı. Eğlencesine sakız çaldığımız market sahibi bizi görmezden gelirdi gelmesine ancak toptancıdan gelen malın indirilip raflara yerleştirilmesinde de gönüllü yardım ettiğimizi unutmazdı.

İzmit otogarından kahyaların sesi duyulur, birinci çan-çan kalkar, acelesi olmayan kalabalık tren raylarından geçerdi. Sahilde Orduevi ve Leyla Atakan gazinolarından duyulan orkestraların müziği ile salınan sandalların eşliğinde çay bahçeleri boyunca yürünür ve fuara gidilirdi.

Az ama yeterli eşyaların olduğu evlerde temizlik yapılmış, bayram ziyaretleri için misafir odalarının kapıları açılmış olurdu. İkram edilen kolonyalar boca edilirken hijyen değil serinlik hissi yaşanırdı. Henüz sütlü Nuriye tatlısı icat edilmemişti ama Hoşgör pastanesi meşhurdu. Simit her ne kadar İstanbul’un şiirlerinde olsa da İzmitli için kendi simidi bir numaraydı.

SEKA sinemasında “Yavru ile Kâtip” filminden kahkahalarla çıktığımız gibi “Katil Balina Orka” ile de kanımız çekilirdi.

Sonra ne oldu…? 

Güzel insanlar bir bir gitti!

Nerede o eski bayramlar diyeceğim de demiyorum. O eski insanlar yok ki…

Bugün yolları bitirmiş ya da misafirleri uğurlamışsanız evinizde şöyle uzatın ayaklarınızı, arkanıza yaslanın ve Refik Halit Karay’ın “İstanbul'un Bir Yüzü” romanını okuyun.

Yazar romanda savaş yıllarından sonra zenginleşen insanların İstanbul’da hâlihazırda kalan beyefendilerinin hayatlarını mukayese ediyor. Zihniniz tüm trafik kaosundan ve görmeye maruz kaldığınız yapaylıktan arınacaktır.

Yan Lianke, “Günler Aylar Yıllar” adlı romanını da okuyabilirsiniz. Sahip olduklarınıza şükrederek mutlu olmanızı sağlayacaktır inanın. 

Yunan sinemasına ait olan “Dogtooth” (Köpek Dişi, Yorgos Lanthimos, 2009) adlı filmi seyretmek için de zaman ayırmanızı öneriyorum. Dış dünyaya kapalı yetiştirdiği üç çocuğuna diktatörce davranan baba ve pasif annenin gerçekliği çeşitli çabalarla manipüle edişlerini anlatan ödüllü bir filmdir.

Bayram ve tatil bitti, yorgunluk mu kaldı geride yoksa içinizi hatırladıkça ısıtan dostların muhabbeti mi?

Nikos Kazancakis’in Zorba romanından alıntı; “Bazen içimden, küçük bir ânı alıp karşılığında bütün hayatımı veresim gelir”

Sonra ne oldu…? 

Güzel insanlar bir bir gitti!

Kalan siz dostların bayramınızı kutluyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İrfan Tabak - Uyumsuz Adam - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.

01

Destanyazar - Seka ve Selüloz kokusuz, İsmet Paşa stadyumsuz selamlar. Kalan dostlar simit ve pişmaniyeyle devam...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 13 Nisan 23:22