Deliler gibi...

Bir zamanlar güldüğüm fıkra, bu sabah uyandığımda birden aklıma geldi ve gülmek bir yana tüylerim diken-diken, nefesim göğsümde tutsak, karanlığın derin anlamında aydınlanma yaşadım adeta.

Bir çoğunuzun bildiğini düşünerek, fıkrayı fıkra tadında değil de hatırlatmak maksadıyla özetlersem; kırk deliyi bir kapının anahtar deliğinden sıra ile bakarken gören hastaneye yeni gelen doktor, “Ne var içeride diye” merakla sıraya dahil olur ve sıra kendine gelince bakar ve bir şey göremediğini dile getirir. Delilerden de “Biz kırk yıldır bakıyoruz, hiçbir şey göremiyoruz, sen bir bakışta mı göreceksin?” yanıtını alır.

Deliler işte… 

Hep aynı davranış biçimleriyle davranıp, farklı beklentilere girerek geçirdiğimiz onca senenin çokluğu, anahtar deliğinden kırk yıldır bakan delilerin sabrına ortak değil mi?

Sadece bu da değil!

Sosyal, kurumsal ve toplumsal ideolojilere duyduğum uzlaşmaz isyankârlığımın en derinlerinde, karşıtlığımın çelişkilerle dolu gerçekle olan uyumsuzluğu içinde, inadına karanlıkta renk aramanın beyhudeliğinde buluyorum kendimi çoğu zaman. Deliler gibi…

“Şaşılacak şey… Bu renk, renksizlik aleminden zuhura geldiği halde, renksizlikle nasıl savaşa girişir?” Mesnevi

Delilerin, karanlığa inatla bakmakla, gerçeklikle uzlaşmaz beklentiye girerek yarattıkları çelişki, kendini deli görmeyen bizlerin benliğimizde çatışmaya yol açarken, ne çaresiziz ki gülmekteyiz.

Kozasını parçalayan ipek böceği, artık kelebek olmuştu. Evde daha fazla duramazdım. Taksiye atladım “Sahilden Eminönü” dedim. Janacek’in Sinfonietta’sı dinlemekte olan taksici aynadan baktı ve “Bugün bisiklet yarışı var isterseniz çevreden gidebilirim” dedi. 

Evet öyle dedi ama ben bugüne değişik bir kafayla başlamıştım bir kere… Takside Janacek’in Sinfonietta’sı çalmıyordu tabii ki. Keşke çalıyor olsaydı ve Haruki Murakami’nin başyapıtı “1Q84” romanında olduğu gibi beni paralel bir evrene götürseydi. 

"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir" 

Gerçek nedir, insan neye inanmalı, aşk dünyayı kurtarabilir mi? “1Q84” romanının kahramanı Aomame dünyada meydana gelen garip değişimi fark ediyordu.

 Deliler gibi...

 

Ne yazık ki, çevre yolundan Eminönü’ne giden yolculuğumda, paralel evren sapağını kaçırdığımızdan, düştüğüm boşluğumda avunmak için hiç susmadan konuştum. Değmediğim konu kalmamıştı, adamcağız aynadan bana bakmaktan, boyun fıtığı olacaktı.

“Roman okur musun?”

“Okurum abi. Şimdi okuduğum bir roman var.”

“Ne, ismi ne?”

“Sofie'nin Dünyası” dedi taksici. Şaşırdım açıkçası. Adam Filozof çıktı.

Jostein Gaarder’ın kaleme aldığı roman, Sophie’nin sürpriz aldığı mektuplarla kafasını karıştıran sorularla muhatap olması ve cevapları niteliğinde temel batı felsefesi hakkında bilgi içermekteydi. Gizemli karakter Hilde ile kendinizi başka bakış açısında buluyordunuz.

 

Deliler gibi...

Deliler gibi...

 

Sofie'nin Dünyası’nı okumuştum ben de. Sustum. Trafiğin yoğunluğunda duran aracın camını, parmağının eklemiyle tıklayan, mendil satan çocukla göz göze geldik. Araç ilerleyince, bakışımdan mendil alacağımı sanan çocuk, camdaki görüşünü korumak için koştu. Sadece baktığımı ve onu görmediğimi anlayınca durdu ve akan trafikte, akan zamanın gerisinde kaldı, beklentileriyle.

Eminönü’nde indim, Yeni Cami’nin önünden yürüdüğümde kuşlar havalandı, düşlerimle birlikte. Geniş kapıların açıldığı hanlardan girdim-çıktım, dizelere dökemediğim şiirsel ruh halimle. Arnavut kaldırımlı yollarında yürüdüğümde; Osmanlı Şehzade arabası ve tabisini yanımdan geçiyor sandım, tahta tekerlerinin tıkırtısını duyarcasına. 

Deliler, anahtar deliğinin ardında sadece karanlık görmemişlerdi. Ben oradaydım, her daim olduğum gibi…

Marmara’nın sularını okşayarak yüzüme vuran güneşin ışıklarına, yumduğum gözlerimin ardından rengarenk dünyamla baktığımda, ben de onları görüyordum. Delileri… 

Deliler gibi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İrfan Tabak - Uyumsuz Adam - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Kale Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Kale hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Kale editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Kale değil haberi geçen ajanstır.